24 Kasım 2009 Salı

NLP ile KOÇLUK HİZMETİ HAKKINDA HERŞEY





KOÇLUK ;



Psikolojik problemi olmayan ve yaşamında normal davranışlar sergileyen bireylerin hedeflerine daha hızlı ve etkili ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla verilen profesyonel bir, kişisel çözüm hizmetidir. Yaşam koçu, Klinik Psikologların veya Psikiyatrinin uzmanlık alanına giren anormal davranışlarla, psikolojik hastalıklarla ve psikolojik problemlerle ilgilenmez. Normal davranış sergileyen insanların hayatında nasıl daha başarılı olabileceğiyle ilgilenir. Tedavi edici değil geliştiricidir.


  • Değerleriniz, inançlarınız, kaynaklarınız, başarılarınız,seçenekleriniz,hedefleriniz,neler?


  • Hayatınızı korkularınız mı siz mi yönetiyorsunuz?


  • Kendinizin en iyi versiyonu nasıl olabilirsiniz?


  • Sizin için neler mümkündür?


  • Neleri umut ediyor,neleri düşlüyorsunuz?


En güzel düşlerinizi gerçekleştirmenize ve hep olmayı istediğiniz kişi olmanıza yardım edecek biriyle bu soruların cevaplarını araştırdığınızı hayal edin...İşte koçluk budur.

KOÇ KİMDİR?

Koç; Danışana doğru soruları sorarak,danışanın kendi çözümünü bulup eyleme geçmesini sağlayan bir kaynaktır.





BİR KOÇ;

  • Üzerinde bulunduğunuz yolu gösterir.
  • Değişebileceğiniz yeri işaret eder ve değişimi destekler.
  • Size seçenekleri gösterir ve yeni bir yola girmenize yardım eder.
  • Bu değişimde sebat etmenize yardım eder.


KOÇLUĞUN FAYDALARI NELERDİR?


  • Koç danışanı koça bağımlı hale getirmez.Danışanı güçlendirir.
  • Danışanın kendi çözümünü bulmasını sağlayarak kendine olan güvenini arttırır.
  • Danışanın kendi hayatının sorumluluğunu almasını sağlayarak başkalarını değiştirmeye çalışmaktansa değişme kendinden başlaması gerektiğini fark ettirir.
  • Danışanın geçmişe takılı kalmamasını sağlayarak bugünü daha iyi hissettmesini ve geleceği daha dataylı görebilmesini sağlar.
  • Sınırlayıcı inançları güçlendirici inanca çevirir.Geçmişteki güçlendirici inançları ve kaynakları bugüne ve geleceğe taşır.

NLP NEDİR?



1970’li yılların başında California-Santa Curus Üniversitesinde Richard Bandler, Gestatt ekolünü araştırırken ona aynı üniversitede dilbilimci olarak çalışan John Grinder de katılır. Araştırmaları sırasında dönemin ünlü terapisti Milton Erickson’un başarıları dikkatlerini çeker. M. Erickson bilinen yöntemlerle çok uzun sürecek tedavi sürecini çok kısaltmış ve daha az çaba gerektirecek yeni yöntemler keşfetmiştir.


Bu başarıyı inceleyen J. Grinder ve R. Bandler aynı başarıyı elde etmek için onu modellemeye başladılar. Bu yöntemde davranış ve düşüncelerimizde bilinçsiz aklın büyük büyük rolü olduğu tezi vardı. M. Erickson bilinçsiz akılla nasıl iletişim kurulabileceğini ve bilinçsiz aklın çalışma prensiplerini bulmuş; böylece pek çok insana değişimi kolayca sağlamıştır.


R. Bandler ve J.Grinder M. Erickson’un bu yönlerini modelleyerek çalışmaya başladılar. Yaptıkları uygulamalar sonucunda kendileri de M. Erickson’un elde ettiği sonuçları almaya başladılar.


Dönemin ünlü aile terapisti Virginia Satir’in yaptığı çalışmalar da çok başarılıydı. İnsanlarla kurduğu iletişim ve sistem düşüncesi bu başarının temeliydi. Virginia Satir’in modellenmesi de aynı başarıyı getirdi ve önceki bilgilerle birleşince yeni ufuklar açtı. Önceden yapılan araştırmalarda başarısızlığın sebepleri, başarısızlığın nasıl önlenebileceği üzerinde yoğunlaşmıştı.


J. Grinder ve R. Bandler, başarısızlığın nedenleri değil başarının nasıl elde edildiği üzerinde durarak bu işe başladılar. “Başarı nedir? Kimler başarılı oluyorlar? Başarılı insanların ortak yönleri nelerdir? Çok çalışanlar mı başarılı oluyorlar?” Gibi birçok temel sorunun cevabını araştırmaya başladılar. Bu arada çok can alıcı bir soruyu da araştırdılar: “Başarı bir tesadüf mü yoksa öğrenilebilir mi? ya da başka bir deyişle herkes başarılı olabilir miydi?” Bu soru. Başarılı insanlar üzerinde yaptıkları araştırmalarda başarılı insanların ortak özelliklere sahip olduklarını ve bu özellikler sayesinde başarı gösterdiklerini gördüler. Başarısız insanların da ortak yönleri olduğunu gördüler. Başarısız ve başarılı insanlar arasındaki farkları belirlediler. Ve şöyle sonuçlara ulaştılar:




“BAŞARI, BİR TESADÜF DEĞİLDİR!




Her insan başarılı olabilir. Bazı insanlar başarılı olmayı farkında olmadan öğrenirken bazıları yine farkında olmadan başarısız olmayı öğrenmektedirler. Başarısızlığı öğrenen insanlar ne kadar çalışsalar da başarıyı yakalayamıyorlar. “ J. Grinder ve R. Bendler çalışmalarında “neyin, nasıl, kötü yapıldığı üzerinde durmak yerine “neyin, nasıl iyi yapıldığı” üzerinde yoğunlaştılar. Kazandıkları bilgi ve deneyimler ışığında başkalarına da başarılı olma yollarını öğreterek onlara da başarılı olma becerisi kazandırdılar. Wayt Woodsmall Bendler ve Grinder’in çalışmalarına katılmış ve özellikle de modelleme konusunda NLP’ye yeni bir boyut kazandırmıştır. Yaptıkları çalışmaları ve buluşlarını Neuro Linguistic Programming (NLP) adı altında sistemleştirdiler. Türkçe’de “Sinir Dili Programlaması” şeklinde adlandırılan bu bilim dalı Amerika ve Avrupa’da kısa zamanda yaygınlık kazandı. Ardından dünyanın pek çok ülkesiyle birlikte Türkiye’de tanınıp yaygınlaştı. Son yıllarda ülkemizde bir çok kişi NLP üzerinde çalışmaya başladı ve NLP hızlı bir şekilde yaygınlaştı.